MEHMET TAŞTEKİN YAZDI :SÖZÜM TAM DA MUHATAPLARINA
Liyakat, işi gerçekten hak edene ve uzmanına teslim etmektir.
Ne ilginçtir ki insanlar; kendi özel işleri (ev tadilatı, sağlık, yolculuk vb. işler) söz konusu olduğunda en iyi ustayı, malzeme ve şartları ararlar.
Ancak konu; kamu hakkı ve başkalarını ilgilendiren görevler olduğunda ise; liyakat yerine tanıdıklarını veya yandaşlarını kayırmayı tercih ederler.
Bu kayırmacılığın sonu ise her zaman için hüsrandır. Çünkü işi bilmeyene teslim etmek, aslında o sorunun altında kalmayı göze almak demektir. Tıpkı Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi:
İyi yüzme bilmeyen Nasrettin Hoca: Dereden karşıya geçirmek için anlaştığı iki kişiden birini suya kaptırınca, telaşlanan arkadaşına; “Ne bağırıyorsun, bir altın eksik verirsin, ödeşiriz…
ATEŞE ADIM ADIM!
Dünyanın en büyük 4.ncü ekonomisine sahip olan Japonlar; Hiroşima’dan ders çıkarıp nesillerine milli şuur aşılarken, biz Çanakkale Savaşı’nın ve sömürgeci devletlerin gerçek yüzlerini ve onların ne kadar tehlikeli olduklarını, işbirlikçilerinin içimizde hep var olduğunu ve olmaya da devam edeceklerini toplumca hem anlayamadık ve de hala anlayıp anlatamıyoruz.
Milli irade gibi gösterilse de, okus pokus oyunları nedeniyle biz irademizin yansıdığını düşünsek te işin aslı tam olarak asla öyle değildir. (Misalen ben; suçların cezasız kalmamasını, haramların yasallaşmamasını, zina vb. ayıbın suç olmaktan çıkartılmamasını, İslam ibaresinin nüfus cüzdanımdan çıkartılmamasını vb. şeyler olmasın isterdim.)
Şeytani düzen ve işbirlikçileri; Kuran’ı hayat nizamı olmaktan çıkarıp ölülere okunan bir kitaba dönüştürdüler. Araya aracılar sokularak, uydurma kaynaklarla toplumun akıl etme ve birlik olma vasfı elinden alındı.
İsmi “A” ile başlayan emperyalist devletlerin ve yabancı prenslerin gizlice Müslüman olacağı yalanıyla toplumda sahte bir Batı hayranlığı ve
rehavet yaratıldı.
Oysa aynı güçler, Ülkemizde anarşi ve terörü körüklediler. Tırlarla silah vererek PKK terörünü besleyip, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdiler. Müslümanlar arasına tefrika sokup, kendilerine hayran ve teslim olmuş yönetim ve yöneticiler türettiler.
Günümüzde işgal artık ordularla değil; teknoloji, gıdalar, Stk.lar, uyuşturucu, TV ve sosyal medya üzerinden bireyleri, aileleri ve nesilleri esir alarak yapılıyor.
Sıfıra göre 1,2,3 iyidir zihniyetine mahkum bırakılırken de hem Dünyamızı ve hem de ebedi alemi (ahıretimizi) kaybediyoruz.
Toplum ise bir kurtarıcı bekleyerek veya sureti Haktan görünenler yüzünden hipnotize olmuş durumda büyük bir zihinsel körlük (akıl tutulması) yaşıyor.
Çözüm, sahte rüyaları ve kurtarıcıları bırakıp, ümitsizliğe düşmeden; Allah’ın “akıl edin” emrine uymak ve Kuran’a sımsıkı sarılmaktır.
Yüzünden okumak için değil, (‘OKU’ emri ilk inen ayettir ve Kuran 23 senede tamamlandı) ‘OKU’ emrini doğru anlayıp hükümlerini uygulayıp, yaşamak gerekir.
Yüzünden okumayı bilmeyen mi var, herkes yüzünden okuyor zaten. Mesele anlamakta, mesele yaşamakta, adalette, hakta, hukukta, toplumsal huzura ermiş bir halde sadece Allah’a kul olabilmektedir.
Selam ve dua ile.


