MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : DİNAMİTLER
Bir toplumun harcını oluşturan en güçlü çimento güvendir; o güvenin temeli ise vefadan geçer.
Ancak günümüzde giderek yaygınlaşan vefasızlık, bireysel bağları koparmakla kalmayıp toplumsal dokuyu da içten içe çürütmektedir.
Vefasız insanların genel karakter yapılarına bakıldığında; çıkar odaklı bir yaşam tarzı, bencilce bir pragmatizm ve empati yoksunluğu göze çarpar.
Aile sistemini de, hayatın her alanını da hatta toplumu da dinamitleyen en sıkıntılı ruhsal hastalık türlerinden biridir.

Ahde Vefayı Unuttuk: Toplumsal Güven Neden Çöküyor?
İhtiyaç duyduklarında yanınızda biten bu profiller, işleri bittiğinde veya daha cazip bir seçenek bulduklarında verilen emeği tek kalemde silip atarlar.
Sorumluluk almaktan kaçınır, kendilerine yapılan güzellikleri çabucak unutur ve sadakati bir erdem değil, bir yük olarak görürler.
Bu karakter yapısının topluma yayılması ise telafisi çok güç ve büyuk zararlar doğurur:
Toplumsal güven yıprandığı için; insanlar bir başkasına yardım ederken veya iyi niyet gösterirken çekimser kalmaya başlarlar.
İyilik etme arzusunu köreltir: Hak ettiği değeri göremeyen fedakarlıklar, zamanla yerini katılaşmış kalplere ve bireyciliğe bırakır.
Toplumlarda yalnızlaşma ve şüphecilik artar: Karşılıklı şüphe duygusu baskın hale geldikçe, samimi dostlukların yerini yüzeysel ve sahte ilişkiler alır.
Vefasızlık, sadece tek bir bireye ait bir kusur değildir; çevresindeki herkesin iyiliğe olan inancını da çalan toplumsal bir tehdittir.
Vefayı bir hayat düsturu haline getirmek, insan kalabilmenin ve toplumsal huzuru korumanın en temel şartıdır.
İsra, Bakara ve Maide surelerindeki ilgili ayet-i kerimelerde ahde vefanın önemi vurgulandığı gibi, bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır:
Enes bin Malik’in rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur.”
Mehmet Taştekin Selam ve dua ile.




