Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ

Türkiye’de eğitimin dönüşümü, Köy Enstitüleri ve Fulbright Komisyonu tartışmaları… Aklın Sürgünü, düşünmenin ve zihinsel bağımsızlığın önemini ele alıyor.

Türkiye’de eğitimin dönüşümü, Köy Enstitüleri ve Fulbright Komisyonu tartışmaları… Aklın

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ

 

​Bir toplumun geleceğini felç etmek istiyorsanız, ordusunu dağıtmanıza ya da topraklarını işgal etmenize gerek yoktur; eğitim sistemini felç etmeniz yeter de artar bile.

​Ne yazık ki ülkemiz, bu sessiz ve derin kuşatmayı 1949 yılında imzalanan o meşum ikili eğitim anlaşması ve Fulbright komisyonuyla bizzat tecrübe etti.

MEHMET TAŞTEK,N YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ57
MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ

​NATO’ya giriş biletinin örtülü bir bedeli olarak önümüze konan ve yönetimi Amerikan heyetlerinin ağırlığına teslim edilen eğitim komisyonları, bu topraklarda aklın ve düşüncenin istikametini değiştirdi.

Köy Enstitüleri gibi üretime, sorgulamaya ve analitik akla dayanan milli modeller birer birer tasfiye edilirken; müfredatın kalbinden mantık, felsefe, psikoloji ve matematiksel derinlik sökülüp alındı.

​Felsefenin “Neden?” sorusu unutturuldu; mantığın doğru ile yanlışı ayırma süzgeci tıkandı. Matematik, yaşamı ve doğayı kavrama metodolojisi olmaktan çıkarılıp test yapraklarındaki şıklara hapsedildi. İnsan psikolojisinden ve öz-farkındalıktan yoksun nesiller yetiştirilerek, bireyin kendi zihnini ve zaaflarını tanıması engellendi.

​Yerine ne mi kondu?

Aklı öne çıkarmayan, düşünmeyi ve sorgulamayı reddeden nakilci bir anlayış…

Zihni ve muhakemeyi devre dışı bırakan bu sığ müfredatların ardından, toplum iki tehlikeli uç noktaya savruldu:

Bir tarafta, varlığı ve nizamı kör bir tesadüfe bağlayan “tesadüfçüler” türedi. Oysa bir kol saatini parçalarına ayırıp bir torbaya koysanız ve katrilyon kere sallasanız, dışarıdan şuurlu bir müdahale olmadan o parçaların kendiliğinden birleşip çalışan bir kol saati oluşturması mümkün müdür?

Aklı ve matematiği sökülmüş zihinler, doğadaki ve evrendeki muazzam tasarımı göremez hale geldi.

Diğer tarafta ise Kur’an-ı Kerim’i hayatın merkezine koyup yaşamak yerine, onu sadece Arapça gramer kurallarıyla okunan bir “ölüler kitabı” seviyesine indiren ya da Arap örf ve geleneklerini dinleştiren nakilci bir anlayış hakim oldu.

İşte bugün tanıklık ettiğimiz toplumsal dejenerasyonun, ahlaki aşınmanın, liyakatsizliğin ve kitlesel cinnet hallerinin kökleri o günlerde atıldı.

Düşünme melekesi elinden alınan, mantık süzgecinden yoksun bırakılan toplumlar; her türlü manipülasyona, sahte bilgiye ve kültürel yozlaşmaya açık hale gelir.

Felsefesi olmayan bir toplumun etiği olmaz; mantığı olmayan bir toplumun adaleti kalmaz.

Geleceğimizi yeniden inşa etmek istiyorsak, meseleye sadece bir müfredat değişikliği olarak bakamayız.

Yaratıcı’nın kuralları ve Peygamberinin yol göstericiliğinde; aklı, felsefeyi, mantığı ve matematiksel düşünceyi eğitimin merkezine yeniden koymak; bu ülkenin zihinsel bağımsızlık savaşıdır.

Zihnini ipotek vermiş insanı değil, paraya-makama-güce ve kula kulluk edecek insanları da değil; düşünen, akleden ve sorgulayan insanı yetiştirmeden, hiçbir toplumsal yarayı ne iyileştirebiliriz ve ne de sarabiliriz.

​Selam ve dua ile.
Mehmet Taştekin

MEHMET TAŞTEK,N YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ57
MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : AKLIN SÜRGÜNÜ57

 

www.boyabathabergazetesi.com