YENİ Parti Sinop’tan Çok Sert Tepki: “Sopa Artık Dayanılmaz Boyutta!”
YENİ Parti Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, Manisa İl Başkanı İlksen Özalper’in tutukluluğuna ilişkin açıklama yaptı. Özalper’e destek amacıyla daha önce Sincan Cezaevi’ne gönderilmek üzere mektup gönderdiklerini belirten Yalçınkaya, mektubun Özal’a ulaştığını ve kendisinin teşekkürlerini ilettiğini söyledi.

“Bu durum artık ülkemizde yargı eliyle siyasetin nasıl dizayn edildiğinin ve artık muhalefete gösterilen sopanın ne boyuta geldiğini göstermektedir”
YENİ Parti Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, “Bilindiği üzere yaklaşık 40, 45 gün kadar önce Manisa il başkanımız yol arkadaşımız İlksen Özalper, haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklanmıştı. Biz de mevkidaşları olarak ona destek olmak için kendisine Sincan cezaevine iletilmek üzere, gönderilmek üzere mektuplar göndermiştik. Geçtiğimiz günlerde Manisa il başkan vekilimiz bizi aradı. İlksen başkanı haftalık olarak ziyaret eden avukatlar aracılığıyla mektubu aldığını ve çok teşekkür ettiğini, saygılarını, selamlarını bizlere iletti. Biz de onun 45 gündür haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu olmasını dile getirmek için bugün buradayız. İlksen Özalper, 45 gün önce tutuklandığında kendisine sadece belediyenin rutin işleri ile alakalı sorular sorulmuştur. Belediyenin aldığı araç yine Cumhuriyet Halk Partisi yani Ferdi Zeyrek’in Büyükşehir Belediye Başkanı olmasından evvel 2024 seçimlerinden önceki dönemde verilen imarda yapılan bir değişiklikle alakalı soller sorulmuştur. Kendisi de bu durumlarla alakalı bir ilgisi bilgisi olmadığını cevaplamıştır. Bunun dışında dosyasında hiçbir bir iddia olmamasına rağmen soyut ya da somut hiçbir iftira dahi yokken hakkında haksız bir biçimde sadece genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in yol arkadaşı olduğu için tutuklanmıştır. Bu durumu niye dile getiriyoruz? Bu durum artık ülkemizde yargı eliyle siyasetin nasıl dizayn edildiğinin ve artık muhalefete gösterilen sopanın ne boyuta geldiğini göstermektedir. Hani birileri diyor ya Türkiye’de yargı bağımsızdır diye. Ya da yine geçmişte kendisine destek olduğumuz, yol yürüdüğümüzü düşündüğümüz insanlar çıkıp bu davalar siyasi değildir diyor ya, İşte bunun en somut örneklerinden biri İlksen Özalper’in yaşadığı hukuksuzluktur. Yine geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu iki defa beraat ettiği, üç kere hakiminin değiştiği dosyada hakaret gibi bir suçlamadan 2 yılın üzerinde bir ceza aldı. Amaç ne? Siyasi yasak getirmek. Normalde hakaret suçlarına verilen cezalar genellikle en alt sınırdan verilir ve hakaret içeriği dahi olmadığı için beraat edilen bir dosyadan iki kere de karar bozulmaz. Genellikle istinaf ve Yargıtay kararları aleni bir usulsüzlük yoksa onar geçer. Ama burada kişiye özel hukuk uygulandığını, kararların ne kadar siyasi olduğunu gördüğümüz bir süreçle karşı karşıyayız. Yine geçtiğimiz hafta gazeteci Murat Ağırel’in de ortaya çıkardığı gibi sürekli olarak İBB davasında iftiracı durumunda bulunan kişilerin, ifade veren kişilerin gerek aldıkları ihaleler, bu iftiralardan sonra şirketlerinin yaşadıkları, geliştikleri, aldıkları ihalelerle yaşadığı büyümeler bir yana en son Sanıkların yargılandığı duruşma salonunun inşaatında dahi bu kişilere ihale verildiğini görüyoruz. Türkiye’de artık ne yazık ki kuvvetler ayrılığı tamamen yok olmuş durumda ve bizimle eşit şartlarda yarışamayacağını düşünen iktidar her türlü zorluğu zorbalığı yapar durumdadır. Ancak biz her türlü zorluğa rağmen düşeni arkamızda bırakmamak üzere elinden bir yandan tutarak iktidar yürüyüşümüze devam etmek zorundayız. Bakın burada sadece muhalefetin bir iktidarla alakalı olarak yaşadığı bir mücadele yok. Türkiye’nin geleceğine yönelik sıkıntılar var.
“Biz ülkenin yaşadığı sorunlara karşı çözüm önerilerimizle yarışmamız gerekiyorken biz en temel durumlara düştük”
Çok kısa bir süre önce iktidara desteğini açıklayan kişilerin sadece eylem, görünüş veya giydikleri kıyafetler yüzünden tutuklandığı bir ülke haline geldik. Yani bu gibi rejimlerde konu er ya da geç bugün bana bir şey olmuyor diye sessiz kalan herkese kadar da uzanır. Artık kimsenin bu zulme ortak olmamasını, özellikle AKP yönetiminin, yöneticilerinin, milletvekillerinin artık bu yanlışlara bir son verilmesi gerektiğini, kendilerinin siyasi olarak iktidara geldiklerini hatırlayarak siyasi olarak yine bu siyaset sınırları içerisinde mücadele etmesi gerektiğine de dikkat etmemiz dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun farkına varmaları gerekiyor. Eğer onlar bu duruma dur demezlerse emin olsunlar bugün sessiz kaldıkları ya da ortak oldukları zulüm ve zorbalık bir gün kendilerine de bulacak. Ülkemizin artık iyi olması lazım. Ülkemizin başka sorunlarının konuşulması lazım. Biz ülkenin yaşadığı sorunlara karşı çözüm önerilerimizle yarışmamız gerekiyorken biz en temel durumlara düştük. Yani 100 yıl önce Avrupa’nın yaşadığı şeyleri bugün tekrar yaşar duruma geliyoruz. Bu da kimseye fayda getirmiyor. Sokağa çıktığımızda herkesin dertli olduğunu, herkesin yaşadığı sıkıntıları dile getirdiği bir ortam var. Buna artık biz siyasiler olarak odaklanmamız gerekiyorken biz var olma mücadelesi vermek zorunda kalıyoruz. Tabii ki o sesi dillendirmeye devam ediyoruz ama AKP sadece bize saldırarak var olmaya çalışıyor. Bu da Türkiye demokrasi tarihine ve başta kendi tarihlerinde de çok büyük bir kara leke sürüyor. Bu zulme artık son verilmesi gerekiyor.”




