Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

MEHMET TAŞTEKİN  : DUYGUSAL AÇLIK

Toplumun bugün itibariyle en temel bir sorunu üzerinde duracağım.
İslam kadını saygıdeğer bir varlık olarak görür ve ailenin temel direği olduğunu kabul eder. İslamiyet gelmeden önce kadın değersiz kabul edilirdi. Diri diri toprağa gömülür ve sadece erkeklerin hizmetkarı olarak kabul edilirdi. Hint ve Hatice Validemiz gibi soylu ailelerin temsilcisi konumunda olan istisna kadınlar da vardı elbette.

Toplumun bugün itibariyle en temel bir sorunu üzerinde duracağım.
İslam kadını
MEHMET TAŞTEKİN  : DUYGUSAL AÇLIK

Aile ve Toplum Üzerine: Kadının Değeri ve Duygusal Açlık Gerçeği

Toplumun bugün itibariyle en temel bir sorunu üzerinde duracağım.
İslam, kadını saygıdeğer bir varlık olarak görür ve ailenin temel direği olduğunu kabul eder. İslamiyet gelmeden önce kadın değersiz kabul edilirdi. Diri diri toprağa gömülür ve sadece erkeklerin hizmetkârı olarak görülürdü. Ancak tarih boyunca Hint ve Hatice Validemiz gibi soylu ailelerin temsilcisi olan istisna kadınlar da vardı.

Bugün çok mu farklı? Müslümanlar, Allah’ın kitabından uzaklaştıkça **Ebu Cehil gibi inanıp yaşamaya başladılar. Çünkü İslam dini ve Muhammed (Sevgili Peygamberimiz) kadının duygusallığına vurgu yapar. Şahitlik mevzuu bunun en açık delillerinden biridir.

Peygamberimiz eş ve çocuklarıyla oyun oynar, şakalar yapardı. Onlara duygusal açlık hissettirmezdi.
Kadın kocasına yüreği ile tutunur. Duyguları ile beslenir. Duyguları ile eşine yönelir ve duyguları ile eşine sahip çıkmaya çalışır.

MEHMET TAŞTEKİN  : DUYGUSAL AÇLIK

Kadın, kocası tarafından duygusal olarak beslenmeyince de duygusal açlık çekmeye başlar.
Aç bir midenin ihtiyacı nasıl ki gıda ise, kadının ruhsal açlığının ihtiyacı da kocasının mimikleriyle, şakalarıyla, onu fark ettiğini hissettiren duygu dolu sözleri ve davranışlarıdır. Duygusal açlık çektire çektire sonra da kadını suçladık: “Sen nasıl bir kadınsın?” ya da “Sen nasıl bir annesin?” diye.

Duygusuzluk ile ciddiyet aynı şey değildir. Anadolu erkeği çalışkandır, doğru. Ama duygularını karşıya doğru hissettiremediği sürece, eşine duygu yüklemesi yapamadığı sürece Türk aile yapısı daha çok zarar görecektir. Aile biterse de o toplumdan hayır beklemeyiniz.

Robotlara bilgi yüklerseniz her şeyi bilir, iş de yapar ama duygusu yoktur. Erkeğimizi yanlış dini telkinlerle “ciddi yapıyoruz” diye duygusuzlaştırdık. Kitle iletişim araçlarıyla aile hayatına adeta dinamitler koyduk.

Sonuç olarak narsist insanlar meydana getirdik: duygusuz, saldırgan, hırçın… Duvar gibi duygusuz, sadece eve ekmek getirmeyi ve karnını doyurmayı yeterli gören insanlar olduk.
Evlilikler de giderek 5 dakikalık biyolojik ve kimyasal tatmin aracına dönüştürüldü. Çekilen duygusal açlıklar ise toplumsal çöküşü hızlandırdı.

Vallahi, billahi biz Kur’an’dan uzaklaştıkça, Peygamber Efendimizin ahlakını ve yaşantısını doğru anlamadıkça; kadını eşya ve sadece hizmetçi gördükçe, erkeği robotlaştırdıkça ve iktidarlarımız liyakati parti sempatizanlığı olarak gördükçe; ne aile kalır, ne toplum kalır, ne de bereket kalır.

Şeytana ve yandaşlarına hizmet eder, insanımızın hem dünyasını hem de ahiretini ancak mahvederiz.