MEHMET TAŞTEKİN YAZDI :BÜYÜK SEÇİM VE MAZBATA
Tarih, sadece takvim yapraklarının devrilmesinden ibaret değildir; hak ile batılın, adalet ile zulmün bitmek bilmeyen mücadelesinin sahnesidir.
Ne zaman ki insanlık yörüngesinden sapmış, toplumsal yozlaşma ayyuka çıkmış ve adaletsizlik bir düzen haline gelmişse, İlahi Rahmet insanlığı başıboş bırakmamıştır.

Muhammedi Duruş ve Adalet”
Peygamberler, karanlığın en koyu anında şafağı müjdeleyen kılavuzlar olarak gönderilmiştir.
Ancak tarihin acı bir gerçegi vardır: Hakikatin çağrısına kulak verenler her zaman azınlıkta kalmıştır. Kalabalıkların konforlu köleligi seçtiği zamanlarda, bir avuç inançlı insan peygamberlerinin yanında saf tutmuş, bedel ödemeyi adalet üzere yaşamaya tercih etmişlerdir.
Bugün yeni bir peygamber gelmeyecek. Son kitap Kur’an-ı Kerim ve O Kitabın yaşayan mucizesi olan Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ahlakı, kıyamete kadar insanlığın biricik kurtuluş reçetesi olarak elimizdedir.
Bu durum, omuzlarımızdaki yükü hafifletmez; aksine her birimizi o muazzam mirasın bayraktarı kılar.
Soru net ve kaçınılmazdır: Biz nerede duruyoruz? Kimi ve niçin seviyoruz?
Karşımızdaki cephe yabancı değil. Dünün Tağutları, bugün modern kisvelerle sahnede. Karunlaşan sermaye anlayışı insanları ekonomik köleliğe mahkum ederken;
Haman zihniyeti siyasi ve bürokratik güçle adalet mekanizmalarını ezmektedir. En tehlikelisi ise Bel’am ruhlu din tüccarlarıdır; ilmi ve dini, zalimlerin iktidarına payanda kılarak kitleleri zehirlemektedirler.

Şeytan ve nefsin işbirliğiyle kurulan bu düzen; gözyaşı, ezilmişlik ve zulüm ile sömürü üretmeye devam ediyor.
Bu tablo karşısında tarafsızlık bir illüzyon ve kendini kandırmadır.
Unutulmamalıdır ki: Zulme rıza göstermek, zulümdür.
Sessiz kalmak, zulmün kırbacına ses çıkarmamaktır; haksızlık karşısında susan ise inancımız gereği dilsiz şeytandır.
Muhammedi duruş; sadece mabette değil, hayatın tam merkezinde, çarşıda, sokakta, adliyede ve sosyal düzende adaletin, dürüstlüğün ve kul hakkının savunucusu olmaktır.
Bizim mükellefiyetimiz, insanlığı Allah’a kulluğun getirdiği o büyük özgürlüğe ve huzur medeniyetine çağırmaktır.
Yol çileli, dünya hayatı dar ve imtihan çetindir. Fakat vaad olunan istikbalde zerre kadar şüphe yoktur. İlahi adalet tecelli edecek, hak geldiğinde batıl zayil olacaktır.
Zafer; sayıca çok olanların değil, dosdoğru bir duruşla hakikatin yanında saf tutanların, Allah’tan başka ilah tanımayanların olacaktır.
Ne mutlu: ‘Rabbi kendisinden razı olan ve kendisi de Rabbinden razı olarak ödüllendirilebilen kullara.’
Selam ve dua ile.




