NEW YORK’TA BAŞ TACISINIZ, DURAĞAN’DA KAPI ÖNÜNDE Mİ?
GAZETECİ NERMİN AYDIN’IN KALEMİNDEN : NEW YORK’TA BAŞ TACISINIZ, DURAĞAN’DA KAPI ÖNÜNDE Mİ?
780 ADAY ARASINDAN BİRİNCİ OLAN DURAKHAN ANNELERİ’NİN SUÇU NEYDİ?
Nermin Aydın’ın Kaleminden | SİNOP Dergisi
Ben bugün sadece bir köşe yazısı yazmıyorum.
Bugün bir vicdan muhasebesi yapıyorum!

Ve buradan açık açık soruyorum:
SİNOP’UN ADINI DÜNYAYA DUYURAN DURAKHAN ANNELERİ’NE BU MU REVA GÖRÜLDÜ?
Bu kadınlar ne yaptı size?
Kimin yolunu kestiler?
Kimin hakkını yediler?
Yoksa suçları üretmek miydi?
Durağan’ı tanıtmak mıydı?
Sinop’un kültürünü, tarihini, geleneklerini yaşatmak mıydı?
Anadolu kadınının neler başarabileceğini göstermek miydi?
YAZIKLAR OLSUN DEMEK İSTEMİYORUM AMA İNSANIN VİCDANI SIZLIYOR!
BU KADINLAR SADECE DOKUMA YAPMADI, SİNOP’UN ADINI DÜNYAYA TAŞIDI!
Durakhan Anneleri Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi…
Başlarında Kooperatif Başkanı Nazan Akkaya.
Onlar yalnızca yöresel ürün üretmediler.
Bir ilçenin unutulmaya yüz tutmuş kültürünü ayağa kaldırmaya çalıştılar.
Durağan’ın çemberini, dokumasını, glutensiz karabuğday tarhanasını, yöresel yemeklerini tanıttılar.
Ürettiler, mücadele ettiler, kapı kapı gezdiler.
Ve başarılarıyla Sinop’un adını duyurdular.
780 aday arasından birincilik ödülüne layık görüldüler!
29 Eylül 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen V. Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi’nde Kooperatif Başkanı Nazan Akkaya, Sinop’u gururlandıran isimlerden biri oldu.
Kooperatifin aktardığına göre, glutensiz karabuğday tarhanası da bu başarı hikâyesinin önemli ürünlerinden biriydi.
Bir düşünün!
Durağan‘da üretilen bir ürün, yüzlerce adayın yarıştığı organizasyonda ödülle anılan bir başarı hikâyesinin parçası oluyor.
PEKİ BU BAŞARIYI GÖSTEREN KADINLARIN ÜRETİM ALANINI KORUMAK NEDEN BU KADAR ZOR?
DURAĞAN ÇEMBERİ NEW YORK’TA, TÜRK EVİ’NDE!
Kooperatifin paylaştığı bilgilere göre Durağan’ın geleneksel çemberi, 82 ürün arasından seçilerek Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentindeki Türkevi’nde tanıtılma başarısına ulaştı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan himayesinde yürütülen geleneksel dokumacılığı tanıtma çalışmalarında Anadolu’nun kültürel mirası uluslararası konuklarla buluştu.
Durağan çemberinin de bu uluslararası tanıtımda yer aldığı, kooperatif tarafından ifade ediliyor.
Bir düşünün!
Durağan’da dokunan bir çemberin hikâyesi okyanusları aşıyor.
Anadolu kadınının emeği dünya sahnesine taşınıyor.
DÜNYAYA TANITILMAYA DEĞER GÖRÜLEN BİR KÜLTÜRÜ, KENDİ MEMLEKETİNDE YAŞATAN KADINLARA NEDEN YETERİNCE SAHİP ÇIKILMIYOR?
İşte benim asıl sorum budur!
TRT 1’E ÇIKTILAR, BAKANLARA ULAŞTILAR, SİNOP’U TEMSİL ETTİLER!
Durakhan Anneleri’nin aktardığı faaliyetler bununla da sınırlı değil.
TRT 1’in canlı yayınına konuk olarak Sinop’un kadın girişimciliğini anlattıklarını belirtiyorlar.
“Bu Hikâye Kadınla Mümkün” programı kapsamında Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a Durağan’ın el emeği dokuma çemberini takdim ettiklerini ifade ediyorlar.
Anadolu’dakiler programında Sinop’u temsil ettiklerini anlatıyorlar.
Kırşehir’deki Ahilik Haftası etkinliklerine kadın kooperatifi olarak katıldıklarını belirtiyorlar.
Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi” çalışmaları kapsamında Sinop’u temsil ettiklerini aktarıyorlar.
Bunlar küçümsenecek işler mi?
Bir Anadolu ilçesinden çıkan kadınların böylesine geniş bir alanda varlık göstermesi kolay mı?
Bu başarıların arkasında kaç yıllık emek, kaç gece uykusuzluk, kaç fedakârlık olduğunu hiç düşündünüz mü?
TARİHÎ DURAKHAN’DA KİMLERİ AĞIRLAMADILAR Kİ!
Kooperatifin aktardığı bilgilere göre:
Dr. Feridun Kunak, Tarihî Durakhan’da ağırlandı.
Ünlü şef Ayvaz Akbacak, yöresel lezzetlerin tanıtımında yer aldı.
Sanatçı Turgay Başyayla, Durağan’ın kültürünü ve yemeklerini ulusal izleyicilerle buluşturdu.
Sanatçı Kürşat da Tarihî Durakhan’da konuk edildi.
Kadınlar tarhanalarını hazırladı, yöresel yemeklerini pişirdi, dokuma tezgâhlarını tanıttı.
Kısacası bir tarihî mekânı yaşayan bir kültür merkezine dönüştürmek için çabaladılar.
TARİHÎ DURAKHAN’IN DUVARLARINA YALNIZCA TARİH DEĞİL, BU KADINLARIN ALIN TERİ DE SİNDİ!
PEKİ SONRA NE OLDU? KADINLAR YERLERİNDEN AYRILMAK ZORUNDA KALDI!
18 Ekim 2026 tarihinde basına yansıyan haberlere göre Durakhan Anneleri, Tarihî Durakhan’da yıllardır kullandıkları çalışma alanından ayrıldı.
Gerekçe, binanın ilçe kütüphanesi olarak değerlendirilmesi.
Bakın!
Ben kütüphane yapılmasına karşı değilim!
Tam tersine, Durağan’a bir değil, on kütüphane açılsın!
Çocuklarımız okusun, gençlerimiz gelişsin.
Ama soruyorum:
BİR KÜTÜPHANE AÇILIRKEN BİR KADIN KOOPERATİFİNİN ÜRETİM ALANI NEDEN GÜVENCE ALTINA ALINAMADI?
Bu kadınların çalışmalarını sürdürecekleri yer önceden neden hazırlanmadı?
Bugüne kadar Durağan’a kazandırdıkları değerin karşılığı bu mu olmalıydı?
NEW YORK’TA TANITILAN, İSTANBUL’DA ÖDÜLLENDİRİLEN KADINLAR DURAĞAN’DA NEDEN YER ARIYOR?
Bunun cevabını istiyorum!
VE İŞTE O NOKTADA BİR İSİM ÇIKIYOR KARŞIMIZA: HALİL İBRAHİM AKTAN!
Durağan Dernekler Federasyonu, yani DUDEF Genel Başkanı HALİL İBRAHİM AKTAN!
Bugün bu ismi özellikle yazıyorum.
Altını çizerek yazıyorum.
Çünkü mesele artık yalnızca bir kooperatifin mekân sorunu değildir.
Mesele memleketine sahip çıkma meselesidir!
Kadınların yeni mekân arayışında Halil İbrahim Aktan’ın destek verdiği yerel basına yansıdı.
İşte benim alkışladığım davranış budur!
Herkesin güzel sözler söyleyebildiği bir dünyada, önemli olan ihtiyaç duyulduğunda sorumluluk almaktır.
HELAL OLSUN SANA HALİL İBRAHİM AKTAN!
Memleket sevdası dediğin budur!
Dernekçilik dediğin budur!
Federasyon başkanlığı dediğin yalnızca toplantı yapmak, protokolde görünmek, kürsüde konuşmak değildir.
ASİL MESELE, HEMŞEHRİNİN DERDİNİ KENDİ DERDİN BİLMEKTİR!
Halil İbrahim Aktan’ın kadınlara verdiği desteğin değerini burada görüyorum.
Unvanlar geçicidir.
Makamlar geçicidir.
Ama zor gününde insanların yanında durabilmek, gönüllerde kalıcı bir yer edinir.
Bu yüzden Halil İbrahim Aktan’a teşekkür ediyorum.
Sadece kendi adıma değil, kadın emeğine ve Durağan’ın kültürel mirasına değer veren herkes adına.
Durağan Gençlik Derneği Başkanı Emre Dinçkurt’u ve dayanışmaya katkıda bulunan herkesi de aynı şekilde kutluyorum.
BU MEMLEKETİN HALİL İBRAHİM AKTAN GİBİ SORUMLULUK ALAN İNSANLARA İHTİYACI VAR!
ŞİMDİ SORUYORUM: BU KADINLARIN SUÇU NEYDİ?
Avrupa Birliği destekli çalışmalarda yer almak mı?
Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Sinop’u temsil etmek mi?
New York’a uzanan kültürel tanıtımın parçası olmak mı?
780 aday arasından ödül kazanmak mı?
TRT ekranlarında Sinop’u anlatmak mı?
Bakanlara el emeği ürünlerimizi takdim etmek mi?
Ünlü sanatçıları ve televizyon programlarını Durağan’a taşımak mı?
Unutulmaya yüz tutmuş dokumacılığı yaşatmak mı?
SÖYLEYİN BANA, BU KADINLAR DAHA NE YAPSIN?
Bir kadının üretebilmesi için daha kaç ödül alması gerekiyor?
Bir kooperatifin desteklenmesi için daha kaç televizyon programına çıkması gerekiyor?
Bir ilçenin kültürüne sahip çıkılması için daha kaç uluslararası etkinlikte tanıtılması gerekiyor?
Buradan Durağan’ın yöneticilerine, Sinop’un ilgili kurumlarına sesleniyorum:
Bu kadınların kalıcı üretim alanı sorunu çözülmelidir!
Kamuoyuna hangi imkânların sunulduğu açıklanmalıdır!
Çünkü ödül almak güzel ama üretimin devam etmesini sağlamak çok daha önemlidir.
SON SÖZÜM HEM YETKİLİLERE HEM HALİL İBRAHİM AKTAN’A!
Yetkililere diyorum ki:
BU KADINLAR ALKIŞ DEĞİL, KALICI DESTEK BEKLİYOR!
Kadın girişimciliğini desteklediğimizi söylemekle yetinmeyelim.
Üreten kadınların çalışma alanlarını, imkânlarını ve geleceklerini güvence altına alalım.
Sayın Halil İbrahim Aktan’a da diyorum ki:
Sizin kadınlara verdiğiniz destek takdire değerdir.
Bir insanın memleketine duyduğu sevgi, en çok zor zamanlarda ortaya çıkar.
Bu dayanışmanın başkalarına da örnek olmasını diliyorum.
HERKESİN BİR UNVANI OLABİLİR AMA HERKES İNSANLARIN GÖNLÜNDE YER EDİNEMEZ!
Ve Durakhan Anneleri’ne…
Sevgili annelerim,
Sizin yaptığınız iş yalnızca tarhana üretmek, çember dokumak değildir.
Siz bir memleketin hafızasını taşıyorsunuz.
Siz Sinop’un kültür elçilerisiniz.
Siz Durağan‘ın alın terisiniz.
SİZİN EMEĞİNİZ BİR KAPIYA SIĞMAZ!
Bu meseleye ilişkin sorularımızın takipçisi olacağız.
Çünkü ben inanıyorum ki:
BİR MEMLEKETİN GERÇEK ZENGİNLİĞİ, ÜRETEN KADINLARI VE O KADINLARA SAHİP ÇIKAN İNSANLARIDIR!
Nermin Aydın





