Türkeliler Şenliği’nde Aday Tartışması: “Şenlik Alanından Federasyon Başkanı Belirlenmez”
Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Sayın Davut Haskırış’a şahsım adına saygım vardır.
Ancak siyasetçi olmak, bir sivil toplum kuruluşunun geleceğini bugünden tayin etme hakkı vermez.
Türkeliler Şenliği’nde İstanbul Türkeliler Derneği Başkanı Oğuz Yıldırım hakkında kullanılan “SİNDEF Başkanı yapacağız” ifadesi, bana göre sıradan bir destek cümlesi değildir.

Bu cümlenin üzerinde durulmalıdır.
Çünkü “göreceğiz” denmiyor.
“Yapacağız” deniyor.
Peki kim yapacak?
Hangi yetkiyle yapacak?
SİNDEF’in delegeleri yok mu?
Sandık yok mu?
Kongre yok mu?
Demokratik irade yok mu?
SİNDEF’in kongresine daha yaklaşık üç yıl varken, bir siyasi partinin MYK üyesinin çıkıp bir isim için “başkan yapacağız” demesi nasıl okunmalıdır?
Bunu sormak kabahat değildir.
Asıl sormamak ayıptır.
Üstelik bunun söylendiği yer bir kongre salonı da değildir.
Bir aday tanıtım toplantısı da değildir.
Burası Türkeliler Şenliği’dir.
İnsanların birlik, beraberlik, kültür ve hemşehrilik için bir araya geldiği bir alanda, gelecekteki SİNDEF başkanlığı üzerinden siyasi mesaj verilmesini doğru bulmuyorum.
Şenlik alanından federasyon başkanı belirlenmez.
Siyasetçinin ağzından “başkan yapacağız” cümlesiyle delege iradesinin üzerine gölge düşürülemez.
Daha da önemlisi, Türkiye’nin genel seçim atmosferine girdiği, siyasi dengelerin son derece hassaslaştığı bir dönemde böyle bir cümlenin kurulması çok daha dikkat çekicidir.
MHP, Cumhur İttifakı’nın ortağıdır.
Böylesine güçlü bir siyasi konumdan gelen bir MYK üyesinin, bir sivil toplum kuruluşunun gelecekteki başkanı için “yapacağız” demesi, ister istemez şu soruyu doğurur:
SİNDEF’in başkanı seçimle mi belirlenecek, siyasi iradeyle mi?
Çünkü mesele Oğuz Yıldırım değildir.
Oğuz Yıldırım aday olur, çalışmalarını anlatır, projelerini ortaya koyar, delegelerin karşısına çıkar. Kazanırsa başkan olur.
Bunda hiçbir sorun yok.
Ama mesele şu:
Bir siyasetçi, daha kongreye yıllar varken kimi hangi yetkiyle “başkan yapacağını” söylüyor?
İşte benim itirazım buna.
Bugün Oğuz Yıldırım denir.
Yarın başka bir isim denir.
Ben yine aynı yerde dururum.
Çünkü isimlere göre değil, ilkelere göre konuşuyorum.
SİNDEF’in geleceğini belirleyecek olan siyasi makamlar değildir.
SİNDEF’in iradesi delegelerindir.
Başkanlık koltuğu kimsenin siyasi vaat olarak dağıtabileceği bir makam değildir.
Hele ki “biz yapacağız” denilecek bir makam hiç değildir.
Bu söz, Sinop kamuoyunda açıklanmaya muhtaçtır.
Kim bu “biz”?
Bir siyasi parti mi?
Bir siyasi ekip mi?
Bir grup mu?
Yoksa bu sadece düşünmeden söylenmiş talihsiz bir cümle mi?
Eğer öyleyse açıklanmalıdır.
Çünkü kelimelerin ağırlığı vardır.
Hele siyasetçinin ağzından çıkan kelimelerin çok daha büyük ağırlığı vardır.
Sivil toplum, siyasetin emrine girerse bağımsızlığını kaybeder.
Federasyonlar, dernekler, platformlar siyaset üstü kalamadığında toplumun tamamını temsil edemez.
Ben tam da bu nedenle bugün bu soruyu açıkça soruyorum:
Sayın Davut Haskırış, Oğuz Yıldırım’ı SİNDEF Başkanı “yapacağız” derken kimi kastettiniz?
Ve daha önemlisi:
SİNDEF delegelerinin iradesini nereye koyuyorsunuz?
SİNDEF kimsenin siyasi tasarruf alanı değildir.
SİNDEF, Sinoplularındır.
Ve zamanı geldiğinde başkanını da Sinopluların delegeleri sandıkta seçer.
Ne şenlik kürsüsü,
ne siyasi makam,
ne parti gücü,
ne de bugünden kurulmuş hesaplar bu gerçeğin önüne geçemez.
SİNDEF Başkanı yapılmaz.
SİNDEF Başkanı seçilir.
Aradaki fark, demokrasinin ta kendisidir.
Haber: Nermin Aydın



