Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

SİNOP’UN TARİHİ ARKEOLOG FUAT DERELI

Sinop’un M.Ö. VII. yüzyıldan Helenistik Çağ’a uzanan tarihi; kolonizasyon süreci, Kimmer istilası, Pers hâkimiyeti ve Pontus Krallığı dönemiyle detaylı şekilde ele alınıyor

Sinop’un M.Ö. VII. yüzyıldan Helenistik Çağ’a uzanan tarihi; kolonizasyon süreci,

SİNOP’UN TARİHİ ARKEOLOG FUAT DERELI

Son Arkeolojik buluntular Sinop II sınırları içinde en eski yerleşimin Neolitik Çağa kadar uzandığına işaret etmektedir. Son yıllarda Amerikalı bir ekip tarafından yürütülen yüzey araştırmasında Inceburun civarında ele
geçen kesici taş aletler bilim adamlarınca Neolitik Çağa tarihlenmektedir. (M.Ö. 8000-5000)
1987 yılında, Müze Müdürü M. Akif IŞIN tarafından yürütülen Müze araştırmasında, Sinop Merkez, Gerze ve Erfelek ilçeleri kırsal kesiminde tespit edilen yerleşimlerde Kalkolitik Çağ (M.Ö. 5000-3200) buluntulan ele
geçmiştir.

SİNOP'UN TARİHİ ARKEOLOG FUAT DERELI
1987 yılındaki yüzey araştırmasında 44 adet höyük tespit edilmiştir. Höyükler genelde ilk Tunç Çağı yerleşimleri olup, Ilk Tunç Çağı sonunda büyük bir yangın sonucu yerleşimlerin çoğu terkedilmiştir. ilk Tunç Çağı sonundan M.Ö. 1. binin ilk çeyreğinin sonlarına kadar bölge için karanlık bir dönem söz konusudur.
1987 yüzey araştırmasında tespit edilen Kalkolitik ve İlk Tunç yerleşimleri, Kabalı Çayı, Sarımsak Çayı ve Erfelek Çayı vadilerinde yer almaktadır. Sinop sahil kesiminin Anadolu’nun iç kısımları ile irtibatını bu akarsu yatakları güzergahı sağlamaktadır.

Sinop’ta Tarih Öncesi Yerleşimler ve Arkeolojik Bulgular

Sinop’ta ilk bilimsel kazılar 1951-1953 yılları arasında, Türk Tarih Kurumu ve Münster Üniversitesi adına Prof. Dr. Ekrem AKURGAL ve Dr. Ludwig BUDDE idaresinde yapılmıştır.
Karadeniz’deki Yunan kolonilerinin en eskisi ve Pontus Krallığının Amasya’dan sonra ikinci başkenti olmak sifatıyla Antik Çağ’da önemli bir yere sahip Sinop’ta, kolonizasyonun başlangıç tarihini ve büyüklüğünü tespit etmek, Kimmerlere ve Friglere ve onlardan önceki Hititlere ve tarih öncesi medeniyetlere ait izlerin tespiti amacıyla başlatılan kazılarda, şehir merkezinde ve şehir merkezine 14 km. mesafede Demirciköy Kocagöz Höyükte önemli Arkeolojik kalıntılara rastlanmıştır.
1951-1953 yılları arasında yapılan kazılarda tespit edilen Kocagōz Höyük, 1987 yüzey araştırmalarına kadar, Sinop’un en eski yerleşim yeri olarak bilinmekte idi. Ancak yüzey araştırması sonuçları bölgenin, daha erken Kalkolitik Çağda iskan edildiğini ortaya koymuştur.

Sinop’ta Bilimsel Kazılar ve Kocagöz Höyük

Demirciköy Kocagöz Höyük’teki kazılarda 4 yapı katı ortaya çıkarılmıştır. İlk Tunç Çağa (M.Ö. 3200-2700) ait bu tabakalardan ele geçen buluntular Sinop’un Balkanlar ve İç Anadolu ile ilişkisini ortaya koymuştur. Ortaya çıkarılan yapı katlarının kalın bir kil tabakası ile birbirinden ayrıldığı ve her defasında yangınla tahribe uğradığı tespit edilmiştir.
Kocagöz Höyükte ortaya çıkarılan kültür tabakaları Truva I ve Truva II ile benzerlik gösterdiği gibi Yortan Kültürü ile de benzerlik arz etmektedir. Benzer buluntular yakın yörede Kara Samsun kazısında da ele geçmiştir. 1951-1953 kazılarında Sinop’ta Hitit Dönemini belgeleyecek bir buluntuya rastlanmamıştır. 1987 yılında yapılan yüzey araştırmalarında da Hititler ile ilgili önemli bir malzemeye rastlanmamıştır. Sadece iç kesimde dağlık bölgede ve Gerze Köşk Höyük’te Er Hitit Dönemi (M.Ö.1800) izlerine rastlanmıştır.

Başlangıçta Mezopotamya’da dağlık bölgede oturan Gaşgalar’ın (Kaşkalar) daha sonraları Anadolu’nun kuzey kesiminde Erzurum’dan Bolu’ya kadar olan bölgede iç kesimde dağlık yörede yaşadıkları ve Hititlerle sık sık savaştıkları bilinmektedir.
Bazı tarih kitaplarında Sinop’un ilk kurucularının Gaşgalar olduğu hatta Sinop Kalesinin ilk temellerinin Gaşgalar tarafından atıldığı ileri sürülmekte ise de, M.Ö. 2500 yıllarından sonra tarih sahnesinde yer alan Gaşgalarla ilgili, ne bugüne kadar yapılan bilimsel kazılarda ne de yüzey araştırmalarında herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. Sinop sahil şeridi için M.Ö. 1800’lerden M.Ö. 756 yılına kadar karanlık bir dönem söz konusudur.
Antik Kaynaklar, Sinop’un Milet’ten gelen kolonistlerce, M.Ö. 8. ve 7. yüzyılın sonlarında iki kez kolonize edildiğini zikretmektedir.
Yapılan bilimsel kazılarda ele geçen buluntuların azlığı M.Ö. 756 yılındaki ilk kolonize hareketinin koloni kurma amacından çok keşif amaçlı bir grubun girişimine işaret etmektedir.

 

1951-1953 yıllarında şehir merkezinde yapılan kazılarda, nekropolde önemli miktarda ele geçen Korint eserleri 2. kolonize hareketinin M.Ö 610-600 yıllarında gerçekleştiğini teyit etmektedir.
Bu buluntulara göre Sinop, M.Ö. VII. yüzyılın sonunda Miletten gelen göçmenlerce kurulmuş bir antik kenttir. Tarihi kaynaklar, M.Ö VIII. yüzyılın sonu VII. yüzyılın başlarında Sinop’a Kimmer istilasının olduğunu zikretmektedir. Kimmerler, Don-Tuna Nehirleri arasında yaşarken İskitler’in bakışı sonucu Kafkaslar’dan Van Gölü çevresine inmiş, kadınları da erkekleri kadar cesur ve savaşçı bir kavim olarak bilinmektedir. Hatta Amazonların Kimmerli kadınlar olduğu da ileri sürülmektedir.

Bazı tarihçiler Sinop’un bir dönem Frig yönetimine girmiş olabileceğinden bahsetse de, bugüne kadar yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen çok az sayıdaki buluntular M.Ö. VI. yüzyılın başlarında birkaç Frig kökenli ailenin iskanına işaret
etmektedir.

Sinop M.Ö. VI. yüzyılın ortalarından itibaren Persler’in hegemonyası altındadır. Pers hegemonyası altında iken bağımsız bir site durumunda olup çeşitli zamanlarda Persler’e vergi vermişlerdir.
Bölge ticaretinde, M.Ö VII. yüzyılın ortalarından itibaren Korint, VI. yüzyılın ortalarından itibaren ise Attika önemli rol oynamıştır.

Sinop M.Ö. 480 yılında bağımsız olmuş ilk kez adına para bastırmıştır.
Anadolu’da, batısı Kızılırmak, doğusu Fırat, güneyi Toroslar ve kuzeyi de Karadeniz’le sınırlı olan bölge Kapadokya olarak adlandırılmaktadır. Kapadokya, Anadolu’daki Pers hâkimiyeti sırasında krallığın en büyük satraplığı idi. Satraplık zaman zaman Perslere karşı ayaklanarak bağımsızlık girişimlerinde bulunmuştur.
M.Ö IV. yüzyılın başlarında Kapadokya Kralı Datam Sinop’u satraplığına katar, Datam Sinop’ta kendi adına para bastırır. M.Ö 370 yıllarında basılan drahmilerde ön yüzde Sinope başı, arka yüzde Kartal ve Yunus balığı, altta Aremice yazılmış DATAMA yazısı görülür.

Sinop, en parlak dönemini Helenistik Çağda yaşamıştır. Bu dönemde şehirde birçok mabet ve sosyal yapılar inşa edilmiş, kale surları onarılmıştır. Kültüre önem verilerek bilgin ve filozoflar himaye edilmiştir.
M.O 332 yılında Büyük İskender’in Anadolu’ya girişini fırsat bilen I. Ariarathes Kapadokya’da bağımsızlığını ilan ederek Sinop’u da hâkimiyetine alır. Ancak krallığı 10 yıl sonra yıkılır. M.Ö 302 yılında Paflagonya’da dağınık haldeki prenslikleri Mitridat Ktistes bir araya getirerek güçlü bir devlet kurar. Pontus Devleti olarak bilinen krallığın yöneticileri Mitridatlar olarak tanınır ve Pers kökenlidir. Mitridatlar Anadolu’nun olduğu kadar Sinop tarihinde de önemli rol oynamıştır.
Mitridat II M.Ö 220 tarihinde Sinop’u kuşatmış ancak Rodoslular’ın yardımları ve şehrin cesur halkı tarafından kahramanca müdafaa edilmesi neticesinde şehri alamamıştır.

Sinop’un Pontus yönetimine geçmesi Farnak zamanında M.Ö. 183 yılında gerçekleşmiştir.
Farnak’ın halefi Mitridat Filopator (M.Ö 169-120) zamanında krallığın başkenti Amasya’dan Sinop’a taşınmıştır.
Mitridat Filopator askeri alanda parlak başarılara imza attığı bir dönemde bir saray trajedisi sonucu, Sinop’taki sarayında verdiği bir ziyafet sırasında kral dostları denilen nedimelerce öldürülür. Uydurma bir vasiyetname ile taht kraliçe ve iki oğluna bırakılır. Bu olayda kraliçenin gizli parmağı ve Roma Senatosu önemli rol oynamıştır.
Kraliçe Laodike M.Ö 120-111 tarihleri arasında Sinop Sarayında yönetimi elde tutar.

M.Ö 111’de krallığın başına Mitridat Eupator geçer. Eupator zamanında tüm Karadeniz Mitridat hâkimiyetine girer. Artık Karadeniz bir Mitridat gölü olmuş, başkent Sinop ise geri planda iken krallığın merkezi haline gelmiştir.