Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : BEN’DEN BİZ’E

“Ben’den Biz’e” başlıklı yazıda Fatiha Suresi’nin kulluk bilinci, adalet, eşitlik, dayanışma ve yalnızca Allah’a kulluk etmenin insan özgürlüğündeki yeri ele alınıyor.

“Ben’den Biz’e” başlıklı yazıda Fatiha Suresi’nin kulluk bilinci, adalet, eşitlik,

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI : BEN’DEN BİZ’E

İnsan, yalnızca ‘Bir olan’
Allah’a kul olduğu nispette özgürleşir. Güce, makama, paraya veya günün baskıcı rüzgarlarına boyun eğmeyen bir ruh; sadece yaratıcısının huzurunda eğilerek hürriyetine kavuşur.

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI BEN'DEN BİZ'E
MEHMET TAŞTEKİN YAZDI BEN’DEN BİZ’E

Günde kırk defa tekrar ettiğimiz Fatiha’daki bu kulluk bilinci; insanı fani güçlerin elinde oyuncak olmaktan kurtaran, kula kulluğu reddeden bir izzet beyanıdır.

Ancak bu duruş, elini ayağını dünyadan çekmiş münzevi bir dindarlık da değildir. Yalnız başımıza bir seccadede dursak bile cümlemiz aynı kapıya çıkar: “Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” derken de sözümüz: Ben değil biz beyanıdır.

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI BEN'DEN BİZ'E

Neden “ederim” değil de “ederiz” deriz?

Çünkü bu “Biz” vurgusu, benlik duvarlarını yıkan muazzam bir toplumsal sözleşmedir. Bireye; kendisini komşusunun derdinden, kentin adalet arayışından ve insanlığın ortak kaderinden soyutlayamayacağını hatırlatır. Bencilliğin ve yalnızlaşmanın kuşattığı dünyada, dayanışmayı ve ortak vicdanı diri tutar.

Sadece kendini düşünen değil, herkese karşı sorumluluklarını unutmayan, Emri İlahi gereği de; kendi dışındaki insanların malları, canları, nesilleri, akılları ve inançlarına karşı sorumluluğunu düşünen biz tefekkürüdür.

​Aynı zamanda bu haykırış, tüm kibir kulelerini yerle bir eden eşitlikçi bir zemindir. “Alemlerin Rabbi” karşısında makamlar, sınıflar ve servet ihtişamı anlamını yitirir. Güç sahibinin kibrini dizginlerken, zayıf olana insan olmanın sarsılmaz onurunu da kazandırır.

Allah’ın huzurunda ne şan, ne şöhret, ne makam, ne rutbe ve ne de malı kişiye bir ayrıcalık kazandırmaz.

Yoksula secde ve el bağlama, makam sahibine ise el sallama ayrıcalığı yoktur o namazda. O nedenle de ‘Ben değil, biz’ vardır.

Bugün savrulan dünyamızın en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak da budur: Benliğin dar parantezinden çıkıp “biz” olabilmek; fani güçlerin önünde eğilmeden, hakikatin ve adaletin yanında dimdik durabilmektir.

İşte yalnızca Allah’a kulluk etmenin sırrı burasıdır. O nedenle:

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

​Hamd (övgü ve şükür), alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
​O, Rahman’dır, Rahim’dir.
​Din (hesap ve ceza) gününün sahibidir.
​(Rabbimiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.
​Bizi doğru yola (Sırat-ı Müstakim’e) ilet;
​Nimet verdiğin kimselerin yoluna… Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.”

Ankebut suresindeki gibi:
Sadece bu ruhla kılınan namazdır; insanı kötülüklerden alıkoyan namaz…

Selam ve dua ile.

Mehmet Taştekin

MEHMET TAŞTEKİN YAZDI BEN'DEN BİZ'E 57
MEHMET TAŞTEKİN YAZDI BEN’DEN BİZ’E 57